Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image
Scroll to top

Top

Yorum Yapılmadı

Bayrak Değiştirerek Daha Hızlı Gidersiniz

Bayrak Değiştirerek Daha Hızlı Gidersiniz
Ayse Aslan

Bayrak yarışı, atletizmin en ilginç branşlarından biri. Hemen her atletizm turnuvasının son etkinliği olması da onu doğal olarak bir assolist ya da yıldız yapıyor zaten.

Çok basit bir akışı var: 4 seçili yarışmacı oluyor. İlk başlayanın elinde boru formu verilmiş bir bayrak oluyor. Belirlenmiş mesafede koşan koşucu bunu takım arkadaşına devrediyor. Dördüncü kişi bayrağı alıp bitiş çizgisine gelince de yarış bitiyor.

Ancak yarış aslında o derece basit değildir. Zira bayrağı alan kişi bayrak eline gelmeden önce biraz geriden de olsa koşmaya başlar. Esas başlangıç çizgisine gelmeden öne bayrağı tutmuş olmalıdır. Çok büyük bir incelik gerekir bu takası yapabilmek için. Üstelik bayrak yere düşerse, yarış otomatik olarak kaybedilmiş olur. Saliselerin belirleyici olduğu bu ortamda değil hata yapmak, yanlış nefes almaya dahi hakkınız yoktur.

Bayrak yarışının en önemli özelliği ise bir kişinin koştuğu tam bir yarıştan çok daha hızlı ve rekabetçi olmasıdır. 400 metre dünya rekoru 1999 yılından bu yana efsanevi Amerikan atlet Michael Johnson’da: Johnson bu mesafeyi 43 saniyede koştu. Bu rekorun inanılmazlığı, 18 sene kırılamamasından da anlaşılabilir. Peki 400 metreyi 4 kişi 100’er metre aralıklarla koştuğunda ne oldu? Aralarında Usain Bolt’un da bulunduğu Jamaika takımı 100 X 4 yarışını 2011 yılında 37 saniyede tamamladı. Yani 4 kişi bir araya gelince efsane rekora 6 saniyelik fark atıyor.

İşte bu bakış açısıyla bir işi bayrak yarışı olarak götürmenin gerekliliği çıkıyor ortaya. Networking düşüncesi de bir bayrak yarışıdır. Gerçekleştirdiğiniz kişisel tanışma, bir diğerine bayrağı aktarmakla aynı amaca hizmet eder. İstenen noktaya ulaşmanız, bayrağı sonraki koşucuya aktarmanız ve onun da arkaya dönüp bayrağı alması gerektiğinden, bayrak teslimi ortaklaşa bir çabadır. Yani, bayrağı “network”, iş bağlantısı, tecrübe, deneyim, yardımlaşma, paylaşım, destek olarak yorumlarsanız, ancak paylaşıldığında ve birinden diğerine ulaştırıldığında sonuç ürettiğine ilişkin yukarıdaki örnekle daha da anlamlandırabilirsiniz.

Biriyle tanıştığınızda ya da tanışmayı planladığınızda, sizinle ilgilenen ve de sizin ilgilendiğiniz kişiler ya da gruplara bilgi aktarmak, onların size ve sizin onlara nasıl yardımcı olabileceğinizi anlamaya çalışmak, ortak faydada buluşabilmek de bu bayrak paylaşımı gibi değerlendirilebilir.

Peki bunu yapmak, bunu düşünmek ve ifade etmek kadar kolay mıdır? Elbette ilk seferde değil… Networking aktivitesinin genişleyerek değil, derinleşerek yapıldığını unutmayarak ve tüm bunların zaman aldığını, tecrübe gerektirdiğini bilerek hareket etmek gerekir.

Networking, kurduğunuz cümlelerden, sorduğunuz sorulara, beden dilinizden, giyiminize, karşınızdaki kişiye gösterdiğiniz ilgiye kadar daha içinde birçok detayı barındırır ve bu detaylar ne kadar işlenirse o kadar başarılı olur. 

Bayrak yarışı sizi ve yanınızdaki herkesi hızlandırır. Ama kuralları iyi öğrenmeniz ve bu kurallar üstünde çok çalışmanız şarttır. Şimdi şöyle düşünün, insanoğlunun en eski aktivitesidir ilişki kurmak, yani siz zaten doğuştan ilişki kurmak ve iletişim üzerine programlandınız, burası hiç zor değil! Eğer isterseniz ve bunu bir hayat biçimi haline getirirseniz, doğru kişilerle yıllar boyu sürecek kuvvetli bağlara sahip olma şansınız vardır. Networking konusunda bir stratejinizin olması, business networking etkinliklerine katılmak ve bu konudaki eğitimleri takip etmek, ayrıca dünyada önde gelen networking organizasyonları içinde yer almak ve konuyla ilgili uzmanların kitaplarını okumak, iyi bir networker ve kazanan biri olmanın ilk yoludur.  

Yorum Yaz